"Tanrı Bana 640x480 Çözünürlük İstediğini Söyledi"

Hikayemiz 2000'lerin başında başlıyor ama kökleri daha eskiye, Terry Davis'in pırıl pırıl bir zekaya sahip olduğu günlere dayanıyor.

Terry'nin Geçmişi

Terry, sıradan bir yazılımcı değildi:

  • Ticketmaster gibi dev şirketlerde çalışmış
  • Sistem mimarisine hakim
  • C dilini "ana dili" gibi konuşan bir adam

Ancak 1996 civarında, zihnindeki o ince ip koptu.

Zihinsel Çöküş

Terry, manik ataklar geçirmeye başladı:

  • "Uzaylılar" (ki o bunları CIA ajanları olarak tanımlıyordu) peşindeydi
  • Ama en önemlisi, Tanrı onunla konuşmaya başlamıştı

Tanrı'nın Terry'den istediği şey basitti ama imkansız görünüyordu: Üçüncü Tapınağı inşa etmek.

Ama bu tapınak taştan veya topraktan olmayacaktı. Bu tapınak, **dijital** olacaktı. Bir işletim sistemi.

Ve Terry oturdu, tam 10 yıl boyunca (bazen günde 16 saat çalışarak) tek bir satır hazır kod kullanmadan, her şeyiyle kendine ait bir işletim sistemi yazdı.


"HolyC" ve İlahi Kodlama

Bir işletim sistemi yazmak, tek kişi için deliliktir.

Perspektif İçin:

  • Windows, macOS, Linux → Binlerce mühendisin on yıllarca süren emeği
  • Terry → Tek başına, 10 yılda

Terry sadece işletim sistemini değil, şunları da yazdı:

  1. Kendi programlama dilini (HolyC - Kutsal C)
  2. Kendi derleyicisini
  3. Kendi grafik kütüphanesini
  4. Hatta kendi uçuş simülatörünü

Buradaki teknik başarıyı küçümsemeyin dostlar. Bu, bir adamın tek başına bir Boeing 747 inşa etmesi ve onu uçurması gibi bir şey.

Tanrı'nın Kuralları

Terry'nin kuralları katıydı çünkü bu kuralları "Tanrı" koymuştu:

✓ Çözünürlük: 640x480 (Tanrı böyle istemişti)
✓ Renk paleti: 16 renk ile sınırlı
✓ Ses sistemi: Tek kanallı eski kafa bip sesleri
✗ Ağ desteği (Networking): YOK

Evet, yanlış duymadınız. TempleOS internete bağlanamazdı.

Çünkü internet "günahlarla" doluydu ve Tanrı'nın tapınağının saf kalması gerekiyordu.


Canlı Yayınlar, "CIA Zencileri" ve Deliliğin Tavan Yapması

Terry, işletim sistemini geliştirirken bir yandan da hayatını canlı yayınlamaya başladı. Ve işte internet alemi, bu noktada Terry'yi bir "eğlence malzemesi" olarak gördü.

Videoları

Terry'nin videoları şu şekilde ilerliyordu:

  • Saatlerce kod yazar
  • HolyC'nin inceliklerini anlatır
  • Sonra aniden bir öfke nöbetine girerdi
  • CIA ajanlarının onu takip ettiğini haykırırdı
  • Son derece ırkçı ve anlaşılmaz tabirler kullanırdı

Önemli Bir Parantez

Burada bir parantez açalım: Terry'nin kullandığı dil korkunçtu, evet. Irkçıydı, homofobikti.

Ancak psikiyatristler ve onu yakından takip edenler şunu biliyordu: Bu nefret, bilinçli bir ideolojiden değil, kontrol edemediği **şizofrenisinin** ve **paranoyasının** yansımasıydı.

O, kelimeleri rastgele fırlatan bir zihin karmaşası içindeydi.

İnternet Trollerinin Rolü

İnternet trolleri ise bunu fırsat bildi:

  • Onu kışkırttılar
  • Dalga geçtiler
  • "Tanrı sana güncelleme yolladı mı Terry?" diye mesajlar attılar
  • Krizlerini tetiklediler

Bizim "garip siteler" dediğimiz o dünyanın en toksik yüzüyle karşı karşıyaydı.


Oracle (Kahin) Özelliği: Rastgeleliğin Kutsallığı

TempleOS'un en tüyler ürpertici özelliği "After Egypt" (Mısır'dan Sonra) adlı oyunu ve "Oracle" (Kahin) moduydu.

Tanrı ile İletişim

Terry, rastgele sayı üretiminin (RNG) aslında Tanrı'nın bizimle konuşma şekli olduğuna inanıyordu.

F9 tuşuna bastığınızda:

  • Sistem size rastgele kelimeler fırlatıyordu
  • İncil'den pasajlar gösteriyordu
  • Terry saatlerce oturup bu rastgele kelimelerden "Tanrı'nın mesajını" çözmeye çalışırdı

Tüyler Ürpertici Örnekler

İşin garibi, bazen çıkan sonuçlar o kadar tutarlıydı ki, izleyenler "Acaba?" demekten kendini alamazdı.

Kullanıcı sorar: "Tanrı, savaş hakkında ne düşünüyorsun?"

TempleOS cevap verir: "Kan. Toprak. Ceza."

Tesadüf mü? Kesinlikle. Ama gece yarısı, pikselli bir ekranda bu cevapları okumak insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor.


Sokaklar ve Hüzünlü Son

Yıllar geçtikçe Terry'nin durumu kötüleşti:

  • Ailesiyle arası açıldı
  • Evden atıldı
  • O dahi yazılımcı, artık sokaklarda yaşayan, minibüsünde kod yazmaya çalışan evsiz bir adamdı

Ama Kodlamayı Asla Bırakmadı

Terry'nin yaşamı:

  • Kütüphanelere gidiyordu
  • Halka açık bilgisayarlarda TempleOS'u geliştirmeye devam ediyordu
  • Videolarında artık arka planda rahat bir oda değil, sokak lambaları ve park bankları vardı

Takipçileri (trollerin yanı sıra ona gerçekten üzülen ve saygı duyan bir kitle de oluşmuştu) ona yemek ve para gönderiyordu.

2018: Trajik Son

2018 yılında, hikaye beklenen o karanlık sona ulaştı.

Terry A. Davis, Oregon'da bir tren rayında yürürken, bir trenin çarpması sonucu hayatını kaybetti.

İntihar mıydı, yoksa kafasındaki seslerin bir sonucu olarak kazara mı oldu, asla tam olarak bilinemeyecek. Polis raporu sadece "yürüyordu" dedi.

Öldüğünde 48 yaşındaydı. Arkasında 100.000 satırdan fazla kod ve tamamlanmış bir "Tapınak" bıraktı.


Neden Unutmamalıyız?

TempleOS'u bugün indirip kurabilirsiniz (evet, hala aktif siteleri var).

Kullanışlı mı?

  • Kullanışlı mı? Asla.
  • Bir işinize yarar mı? Hayır.

Ama o 640x480 ekranın karşısına geçtiğinizde hissettiğiniz şey sadece bir yazılım değil.

Orada Neler Var?

  • Yalnızlık var
  • Saf bir inanç var
  • Kırılmış bir zihnin "düzeni sağlama" çabası var

Terry Davis, modern dünyanın **Van Gogh'uydu** belki de. Anlaşılmadı, dalga geçildi, dışlandı ama o fırçayı (yani klavyeyi) elinden hiç bırakmadı.

TempleOS'un Mirası

TempleOS, internetin:

  • En garip
  • En rahatsız edici
  • Ama aynı zamanda en saygı duyulası dijital anıtı olarak kalacak

Sonuç: Bir Hatırlatma

Eğer bir gün kodlarınız çalışmazsa veya hayat çok karmaşık gelirse, Terry'yi hatırlayın.

O, Tanrı ile konuşmak için kendi evrenini yarattı. Biz ise sadece Wi-Fi şifresini arıyoruz.